İçeriğe geç
  • Dolar 49,4204
  • Euro 55,4110
  • Sterlin 65,5953
  • Bitcoin 4.069.870 ▲ %0,79

Eğitim

Maarif Modeli’nin sosyal etkinlikler politika belgesinin eğitimde yarattığı etkiler

Maarif Modeli’nin uygulanmasının ardından yaşanan tahribatın sonuçları derinleşiyor; politika belgesi ise değerler odaklı bir yaklaşımı öne çıkarıyor, ancak eleştiriler giderilmiyor.

BirGün'ün haberine göre, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli uzun süre tartışılan bir konuydu. Müfredatta laik, bilimsel ve kamusal eğitim ilkesinin kaybedildiği iddiası, bu modele giden yolun 2004’te başlatılan değişikliklerle adım adım döşendiğini öne sürüyor; başta okul güvenliği olmak üzere eğitimdeki sorunların, çocuklar ve gençler için gelecek umudunu azaltan ana nedenlerden biri olarak gösteriliyor.

Maarif Modeli’nin amacı, öğretmeni ve öğrenciyi özne olmaktan çıkarmak, evrensel eğitim ilkelerini ve bilimsel içerikleri tahrip etmek, eğitimi iktidarın ideolojik ihtiyaçlarına göre şekillendirmek olarak ele alınıyor; ayrıca eğitimin piyasalaştırılması, çocuk yaşta işçilik ve sınav odaklı bir sistemi inşa etmek hedeflendiği iddia ediliyor.

Uygulamanın üzerinden bu yıl -2024/2025 eğitim öğretim yılı ile birlikte- kısa bir süre geçmesine rağmen, eğitimdeki tahribatın sonuçlarının ağırlaştığı ifade ediliyor. Bu kapsamda Mesleki ve Teknik Eğitim Politikası, Okul Öğrenci Kulüpleri Sosyal Sorumluluk Programı ve Toplum Hizmeti Kılavuzu gibi uzantılarla, Kalbinde Oyun başlığı da dahil olmak üzere çeşitli adımların hayata geçirildiği belirtiliyor. Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Milli Eğitim Akademisi de bu dönemde eş zamanlı olarak gündeme getirildi.

Bu adımların sonunda Sosyal Etkinlikler Politikası Belgesi’nin çıktığı ifade ediliyor. Beş tema, beş ana hedef ve 26 alt hedef ile 160 etkinlik örneğinin yer aldığı bu belge, kültürden sanata, spordan bilime ve çevre çalışmalarına kadar okulun ders dışı yaşamını önceden belirlenen hedefler doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor. Ancak belge, öğretmeni ve öğrenciyi özne olmaktan çıkarmayı hedeflediği eleştirileriyle de karşı karşıya kalıyor.

Belgede öne çıkan ifadeler arasında sivil toplum kuruluşlarıyla sürdürülebilir iş birlikleri geliyor; bu iş birliklerinin çoğunda çocukların üstün yararı yerine şirketlerin yararı ya da ideolojik hedefler ön plana çıkıyor. Eğitimci niteliği taşımayan kişilerin yer aldığı durumlarda öğretmenlik mesleği ve kamusal eğitim hakkı üzerinde ciddi zararlar doğduğu iddia ediliyor ve bu zararların belgenin daha da yaygınlaştırılmasıyla artacağı savunuluyor.

Kültür Dünyamız teması, aile birliği, geleneksel oyunlar, ata sporları, iktisat ve kanaat ile Ahilik çağrılarında aidiyet, bağlılık, emanet ve vefa kavramlarını öne çıkarıyor. Ancak bazı bakış açılarına göre kültürel mirasın öğretiminde köksüzlük ve taklitçilik ithamı üzerinden yeni bir kültürel anlatı yaratıldığı eleştirileri yapılıyor. Ahilik anlatısının özellikle çocuk yaşta işçilik için bir rıza mekanizması haline getirildiği de belirtilenler arasında yer alıyor.

Etkinliklerde din ve inanç temelli kavramların merkezi olarak belirlenmesi, öğrencilerin kendi ifadelerini ve tartışmalarını kısıtlayarak belirli değerler üzerinden davranışa dönüşümü hedeflediği eleştirisini doğuruyor. Zimem defteri örneğinde olduğu gibi tarihsel uygulamaların modern eğitim içeriğine entegre edildiği iddia ediliyor; bu defter, borç ilişkilerinin toplumsal ve ekonomik bağlamda farklı şekillerde ele alınmasına yol açabiliyor.

Belge, okullardan yıllık eylem planları hazırlamalarını ve bu planları e-Okul üzerinden izlemelerini istiyor. Okullarda ekonomik ve bölgesel eşitsizlikler derinleşirken temel haklar olan okul temizliği ve okul yemeği gibi konuların hangi bütçe ve olanaklarla karşılanacağı sorusu ön plana çıkıyor; etkinlik sayısının mı yoksa öğrencilerin gerçek üstün yararı ve kazanımları mı öncelikle tartışılıyor?

Yurttaşlık kavramı, haklar yerine sosyal sorumluluk vurgusunu taşıyor; eşitlik ve kamusal haklar ise bu yaklaşım içinde ima düzeyinde kalıyor. Diş kirası, zimem defteri ve Ahilik gibi unsurların, yoksulluk, eşitsizlik ve çocuk yaşta işçilik gibi konulara ilişkin rıza ve uyum mesajlarıyla ele alındığı belirtiliyor.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin devamı niteliğindeki her adımda kamusal ve bilimsel eğitimin kaybolduğu; geleceğin kaygıyla şekillendiği konuşuluyor. Yine de bu süreçte ortaya konan politik belgelerin, mevcut eleştirileri giderecek çözümler sunup sunmadığı merak konusu.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…