Uluabat Gölü: Bursa'nın Doğal Zenginliği ve Ayvaini Mağarası
Görsel: MERMERCİ ÖZGÜR1 / Wikimedia Commons, CC BY 3.0
Bursa'nın batısındaki Uluabat Gölü, Ramsar Alanı ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Gölün güneyindeki Ayvaini Mağarası ise keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir doğa harikası.
Bursa'nın doğal mirasları arasında özel bir yere sahip olan Uluabat Gölü, eski adıyla Apolyont Gölü, kentin batısında geniş bir tatlı su yüzeyi sunar. Planktonlardan dip canlılarına, sucul bitkilerden balık ve kuş popülasyonlarına kadar Türkiye'nin en zengin göllerinden biri olarak kabul edilir. Bu zenginliği uluslararası alanda da tescil edilmiş; Nisan 1998'de Ramsar Alanı ilan edilmiş ve 4. Uluslararası Expo 2000 Konferansı'nda Yaşayan Göller Ağı'na dahil edilmiştir.
Konumu, Adaları ve Oluşumu
Marmara Denizi'nin 15 km güneyinde, Bursa il merkezinin 30 km batısında yer alan göl, Mustafakemalpaşa ilçesinin doğusunda ve Bursa-Karacabey kara yolunun güneyinde uzanır. Rakımı 7 metre olan gölün kuzey kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır; burada Eskikaraağaç ve Gölyazı (Apolyont) mahallelerinin bulunduğu iki yarımada dikkat çeker. Göl yüzeyine yayılmış 11 ada, fırtınalı havalarda doğal dalgakıran görevi üstlenir. En küçüğü 0,25 hektarlık Heybeli Adası, en büyüğü ise 190 hektarlık Halilbey Adası'dır. Terzioğlu, Manastır, Arif Molla, Şeytan, Büyük ve Küçük Kerevit, Bulut ve Kız adaları diğerlerini oluşturur. Jura kalkerinden meydana gelen bu adalar, gölün karakteristik görünümüne katkı sağlar.
Uluabat, tektonizma kontrolünde açılan bir ova içinde alüvyal set gölü olarak gelişmiştir. Kuzeyde Neojen devri dolgularından oluşan alçak tepeler, güneyde ise Jura Devri alçak dağlarıyla sınırlanır. Gölün jeolojik evrimi hakkında farklı görüşler bulunur; bazı araştırmacılar, Marmara Denizi'nin güneyindeki Manyas, Apolyont ve Sapanca göllerinin eski Sarmastik denizinin kalıntıları olduğunu öne sürerken, bazıları da bölgedeki kuvvetli çökme tektoniği sonucu oluşan çukurluklarda geliştiğini belirtir. Göl çevresinde gözlenen en yaşlı birim ise Paleozoik metamorfik seridir; tabanda gnays, üzerinde mermer mercekleri içeren şistler yer alır.
Fiziksel Özellikler ve İklim
Uluabat Gölü'nün ortalama derinliği yalnızca 2,5 metredir ve büyük bölümü 1-2 metre arasında değişen sığlıktadır. En derin nokta, Halilbey Adası açıklarındaki 10 metreyi bulan çukurluktur. Doğu-batı yönünde 23-24 km uzunluğa, 12 km genişliğe sahip olan gölün yüzölçümü 136 km² civarındadır; yağışlı dönemlerde taşkınlarla bu alan 160 km²'yi aşabilir. Yayvan çanaklı yapısı nedeniyle çevreden ortaya doğru sığlaşan göl, kirli beyaz bir renge sahiptir ve dibi çamurludur; rüzgârlı havalarda su belirgin şekilde bulanıklaşır.
Göl ve çevresinde Marmara iklimi egemendir; yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar soğuk ve yağışlı, bahar ayları ise ılık ve yağışlı geçer. Bursa Meteoroloji İstasyonu'nun 1929-1986 yılları arasındaki 57 yıllık verilerine göre yıllık ortalama sıcaklık 14 °C'dir. En yüksek sıcaklık 42,6 °C ile ağustos ayında, en düşük sıcaklık ise -25,7 °C ile şubat ayında ölçülmüştür. Bölgede yıllık yağış ortalaması 650 mm olup, en az yağış 10,6 mm ile ağustosta, en çok yağış 104,9 mm ile aralıkta düşer. Havzanın aşağı kesimlerinde lodos en etkin rüzgârken, kuzey rüzgârları en sürekli rüzgâr olarak öne çıkar.
Biyolojik Çeşitlilik ve Tehditler
Tipik bir sığ göl olan Uluabat, biyolojik üretim açısından ötrofik bir karaktere sahiptir. Plankton ve dip canlıları bakımından zenginliği, farklı türlerin üremesi ve beslenmesi için ideal bir ortam oluşturur. Rüzgârın etkisiyle tam karışıma uğrayan gölde, ışığın ulaşabildiği littoral bölge geniştir. Sığ gölleri açıklayan alternatif kararlı durumlar teorisi burada da geçerlidir: Göl, sucul bitkilerin alglere baskın olduğu berrak su hâli ile alglerin baskın olduğu bulanık su hâli arasında değişebilir.
Uluslararası önemine karşın göl ekosistemi ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Endüstriyel ve evsel atık deşarjları, tarım kaynaklı kimyasallar, son 25 yılda 2000 hektara ulaşan arazi ıslahları ve ağır av baskısı bu tehditlerin başında gelir. Orman tahribi, yanlış tarım uygulamaları, maden ocakları atıkları ve sulama amaçlı su çekimleri de gölün dolmasına ve ekosistemin bozulmasına yol açar. Ayrıca regülatörlerle su seviyesi düzenlemeleri, planlanan hidroelektrik projeleri ve taşkın alanlarının daraltılması, gölün doğal dengesini daha da zorlar.
Ayvaini Mağarası: Gölün Gizli Hazinesi
Uluabat Gölü'nün güney bölümünde yer alan Ayvaini Mağarası, iki girişiyle dikkat çeker. Birinci giriş Mustafakemalpaşa'ya bağlı Doğanalan'dan, diğeri ise yeraltı sularının yüzeye çıktığı Nilüfer ilçesine bağlı Ayvaköy yakınından ulaşılır; iki giriş arasında 4 km mesafe vardır. Bursa'yı Mustafakemalpaşa'ya bağlayan eski yol mağaranın yakınından geçer.
Mezozoik zaman'dan günümüze ulaşan mağara, 1970 yılında üç kişilik bir İspanyol ekip tarafından keşfedilmiştir. Sarp girişleri nedeniyle turizme kapalı olsa da profesyonel dağcılar ve mağaracılar için cazip bir destinasyondur. 2010 yılında araştırma yapan belgesel yönetmeni Tekin Gün, mağaranın Türkiye'nin en uzun 7. mağarası olduğunu belirtmiş; içinden geçen Karadonlu Deresi'nin 60'tan fazla doğal gölet oluşturduğunu aktarmıştır. Yarasalar, yengeçler, çiyanlar, kurbağalar ve tatlı su karidesleri mağaranın ev sahipleri arasındadır. Hidrolojik olarak aktif olan Ayvaini, Güney Marmara Bölgesi'nin en uzun mağarasıdır. İlginç damlataşlar, sarkıtlar, dikitler ve sulu havuzlarla kaplı mağarayı gezmek için rehber alınması gerekir; turistik gezilere açılması için çalışmalar sürdürülmektedir.
Uluabat Gölü ve çevresi, Bursa'nın doğa tutkunlarına sunduğu eşsiz bir coğrafyadır. Gerek kuş gözlemciliği gerekse mağara keşfi gibi aktivitelerle dolu bu bölge, korunmayı hak eden nadir ekosistemlerden biridir. Doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi dokusuyla da ziyaretçilerini etkileyen bu alan, Bursa'nın keşfedilmeyi bekleyen hazinelerinden biridir.
Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: MERMERCİ ÖZGÜR1, Wikimedia Commons, CC BY 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı