İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.083.107 ▼ %0,21
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Gündem

'Yılmadan yola devam' Cumhurbaşkanı Erdoğan: İlim Yayma'nın tarihi Türkiye'nin tarihidir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan İlim Yayma Cemiyeti 75 sene evvel 68 inanmış yüreğin toprağa diktiği mütevazi fidan, Cenab-ı Allah'ın inayetiyle bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. İlim Yayma'nın tarihi Türkiye'nin tarihidir." dedi.

Güncelleme Tarihi:

Cumhurbaşkanı Erdoğan "Dünyayı keyiflerince at oynatabilecekleri bir oyun alanı olarak gören bu tekno oligarkların hedef kitlesini gençlerimiz oluşturuyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;

75. yıl kapsamında sene boyunca düzenlenen etkinliklerin kayıt altına alınması ve ilim yayama ruhunu yeni nesillere yayma noktasında verimli neticeler yaymasını temin ediyorum.

Bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. İlim Yayma Cemiyeti'nin tarihi Türkiye'nin tarihidir. Kuruluş felsefesi, Türkiye'nin varolma felsefesidir. İlim Yayma'nın tarihine baktığımızda bu şuurun, bu hassasiyetin ruhuna şahit oluyoruz.

İlim Yayma, Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve toplumdaki remzidir, yansımasıdır. Evlerin, kursların basıldığı, Kur'an'ı Kerim'i öğreten hocaların tutuklandığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma Türkiye'nin üzerine güneş gibi doğmuştur.

Türkiye'nin eğitim ve sivil toplum hayatına damga vuran projeleriyle, faaliyetleriyle, hizmetleriyle Türkiye'ye katkı sunan; millet ve ümmet aşığı gençleri Türkiye'ye kazandıran bu hareketin bugünlere gelmesinde payı olan, fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimi, büyüklerimi, hocalarımı rahmetle, minnetle yad ediyorum.

Hani merhum Erdem Bayazıt ağabeyimiz bir şiirinde diyor ya;

"Onlar gittiler, topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında, onlar gittiler. Gelen zamandan bir haber gibiydiler. Onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler."

Emaneti sahibine teslim eden bu isimleri ben de şahsen kutlu bir muştuyu omuzlayıp önden gidenler olarak görüyorum. Rabbim cümlesinin kabirlerini nur, mekânlarını cennet, makamlarını inşallah âli eylesin diyorum. Yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine emekleriyle, gayretleriyle tam bir özveri içinde İlim Yayma Çınarı'nın gölgesini Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanına teşmil eden tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum.

Kıymetli kardeşlerim, burada bir hususun altını özellikle çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da İlim Yayma Cemiyeti'nin tarihi, aynı zamanda Türkiye'nin tarihidir. İlim Yayma'nın kuruluş felsefesi, Türkiye'nin var olma felsefesidir. İlim Yayma'nın nihai hedefi, Türkiye'nin asırlık gayesidir. İlim Yayma'nın tarihine baktığımızda işte bu şuurun, bu hassasiyetin, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.

Bakınız; İlim Yayma Cemiyeti'nin ilk genel başkanı merhum Seniyüddin Başak, Lozan Konferansı'nda Türkiye'nin vakıf mallarının korunması görevini üstlenen isimlerden biridir. Ateşten gömlek giydiğimiz İstiklal Harbi yıllarında İstanbul'dan Anadolu'ya silah ulaştıran, Kuvayımilliye'ye çok önemli destekler sunan General Ömer Cemal Karabekir yine cemiyetin kurucu şahsiyetlerindendir.

Çanakkale'de, Kût'ül-Amâre'de ve Kurtuluş Savaşı'nda önemli vazifeler üstlenmiş İstiklal Madalyası sahibi emekli Kurmay Albay merhum Vehbi Bilimer; İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'un yol arkadaşı, Sebilürreşad Dergisi yazarı merhum Hasan Hikmet Demirbağ ve daha nice kıymetli isim cemiyetin kurucu kadrosunda yer alan dava adamlarıdır.

Bu şahsiyetlerin ortak ideali; Türkiye'nin geleceğini inşa edecek eğitimli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi gençler yetiştirmekti. Bu isimlerin müşterek gayesi; Türkiye'nin istikbalini şuurlu, donanımlı, cesur ve öz güvenli bir gençliğe emanet etmekti. Tüm çabalarını bu amaca teksif ettiler. Tüm ümitlerini bu mefkûreye sabitlediler. "Bu milletin evlatları sahipsiz değildir." dediler. "Bu milletin çocukları ilimden, irfandan, eğitimden mahrum bırakılamaz." dediler. Zor zamanlarda "Ya Allah" diyerek, "Allah bizimledir" diyerek, "Allah bes, bâki heves" diyerek surda mukaddes bir gedik açtılar. "Gayret bizden, tevfik Allah'tandır" inancıyla Türkiye'nin eğitim davasına omuz verdiler; gönül ve ömür verdiler.

Kardeşlerim, bu yönüyle İlim Yayma; Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki remzidir, mührüdür, güçlü bir yansımasıdır. Aynı şekilde İlim Yayma'nın mücadelesi, aynı zamanda Türkiye'nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. Zira İlim Yayma Cemiyeti; tek tipçi zihniyetin kapısına kilit vurduğu imam hatip liselerinin yeniden açılması sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiş, millî iradenin yanında olmuştur.

Üstadın ifadesiyle; "Allah" ve "ahlak" demenin yasaklandığı, evlerin basıldığı, kursların basıldığı, Kur'an-ı Kerim'i öğreten hocaların tutuklandığı, elifba kitaplarının adeta birer suç aleti gibi, birer zararlı neşriyat gibi toplatıldığı karanlık bir devrin sonunda İlim Yayma; milletçe mesut olmanın imkanlarını oluşturmak için karanlıkları delen bir güneş misali Türkiye'nin üzerine doğmuştur.

Kuruluşundan yalnızca 6 gün sonra, 17 Ekim 1951'de Türkiye'nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyet, devam eden süreçte 100'den fazla imam hatip lisesinin yapımına da katkı sağlamıştır. Böylelikle eğitim hizmetlerinin yalnızca İstanbul'la sınırlı kalmasının önüne geçilmiş, Anadolu'nun dört bir yanında yeni eğitim kurumları açılmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli bir ihtiyacı karşılayan İlim Yayma Cemiyeti; Anadolu'dan İstanbul'a gelen talebelere burs ve barınma hizmetleri sunmuş, on binlerce gencin güvenli ve nitelikli bir yaşam alanı içinde eğitim almalarını sağlamıştır.

Sevgili gençler sevgili kardeşlerim ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor.

İnsan yetiştirmek emek ve sabır gerektiren uzun soluklu bir uğraştır.

Küresel kültür dayatmalar karşısında milli kimliğimizi nasıl koruyacağız? Vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir.

Teknolojinin hayatımızın üzerindeki etkisi her geçen gün büyüyor. Kendini seçilmiş üstün görenler geleceğimize de yön vermek, anlayışları ve çıkarları doğrultusunda şekillendirmek istiyorlar. Yapay zeka köklü değişim yaşattı. Tekno oligarkların hedef kitlesi de gençlerimiz oluyor. Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler, bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu gösteriyor. Evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok önemlidir. Tekno-oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz, TEKNOFEST gençliği olacaktır.

Kıymetli hocalarım, sevgili genç kardeşlerim; İlim Yayma ailesi olarak ne kadar ağır bir mesuliyeti omuzladığınızı en iyi sizler biliyorsunuz. Sizler çok hayati bir görevi hem de başarıyla icra ediyorsunuz. Sizler Türkiye'nin önünü açacak, bu ülkenin vizyonuna katkı yapacak, büyük ve güçlü Türkiye'yi kuvveden fiile çıkaracak işler yapıyorsunuz. En önemlisi sizler inşallah Gönüller Sultanı Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın şu müjdesine nail olacak faaliyetler yürütüyorsunuz.

Bakın, İki Cihan Serveri ilmi çoğaltanlara, yayanlara, yani sizlere nasıl bir müjde veriyor:

"Kim ilim için yola çıkarsa Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler hoşnutluklarından dolayı ilim talebesine kanatlarını serer. Sudaki balıklara varıncaya kadar yer ve gök ehli alim kişinin bağışlanması için Allah'a yakarır. Alimin abide, yani ibadet edene üstünlüğü parlaklık, görünürlük ve güzellik bakımından ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Kuşkusuz alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır. Onların bıraktıkları yegane miras ilimdir. Dolayısıyla kim onu alırsa büyük bir pay almış olur."

Evet. Sizler, yani bu ilmi tevarüs edenler, gençlerimizi ilimle, hikmetle teçhiz edenler inşallah büyük bir pay alacaksınız. Sizler daha müyesser, daha müreffeh bir Türkiye için üreten, emek veren, sa'y eden, Türkiye'ye yön veren gençlerin yetişmesine vesile olacaksınız. Sizler TEKNOFEST kuşağına yeni fertler, yeni gençler kazandıracak; bu milletin, bu ümmetin hayrına daha nice işler başaracaksınız.

Bugün burada siz gönül dostlarımın arasında sizlere olduğu kadar kendime de hitap ederken şu gerçeği önemle ifade etmek istiyorum: Ülkenin ve milletin hayrına olan her işi engellemeye çalışanlar 75 sene olduğu gibi bugün de yarın da olacaktır. Tam 75 yıldır yanan bu ilim irfan ocağını söndürmek için ellerinden geleni yapanlar çok iyi biliyoruz ki bundan sonra da boş durmayacaktır. Allah'ın izniyle onlara bekledikleri fırsatı hiçbir zaman vermeyeceğiz.

Rabbimin şu müjdesini kendimize rehber edinerek kavline ve davasına sadık nesillerin yetişmesi için mücadeleye hep beraber devam edeceğiz:

"Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız üstün gelecek olan sizsiniz."

Rütbe, makam, koltuk, şöhret, zenginlik gibi dünyevi payeler beklemeden ömrünü İlim Yayma davasına adayan isimsiz kahramanların emanetini inşallah yere düşürmeyecek, çok daha yükseklere çıkaracağız. Allah'ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz.

Bu düşüncelerle her birinize ilim yolunda; millete, ümmete ve insanlığa hizmet yolunda Yüce Allah'tan üstün muvaffakiyetler diliyorum. Rabbim gayretlerinizi bereketlendirsin diyorum. Başta Şehit Başbakanımız merhum Adnan Menderes ve kurucularımız olmak üzere dualarıyla, gözyaşlarıyla, infaklarıyla üç çeyrek asırdır bu çınarın büyümesi için emek veren bütün kardeşlerime, hocalarımıza, hayırseverlerimize, gönüllülerimize, mezun ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Ebediyete irtihal eden büyüklerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. İlim Yayma Cemiyetimizin 75'inci kuruluş yıl dönümü mübarek olsun diyor; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Tekrar görüşmek temennisiyle sizleri Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.

Kaynak: Hurriyet

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…