II. Murad ve Bursa: Muradiye Külliyesi'nin İnşa Hikayesi
Görsel: Bernard Gagnon / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Sultan II. Murad'ın 1425-1426'da Bursa'da yaptırdığı Muradiye Külliyesi; camisi, medresesi, hamamı ve türbeleriyle Osmanlı'nın erken dönem izlerini taşır.
Bursa'nın Osmangazi ilçesinde, kendi adıyla anılan semtte yükselen Muradiye Külliyesi, Osmanlı padişahı II. Murad'ın şehre bıraktığı en kapsamlı mimari mirastır. 15. yüzyılın ilk yarısında, 1425-1426 yılları arasında inşa edilen külliye, camiden hamama, medreseden imarete kadar pek çok yapıyı bir arada barındırır. Sultan, bu külliyeyi şehrin çevreye doğru genişlemesini ve yeni yerleşim alanlarının açılmasını sağlamak amacıyla yaptırmıştır. Zamanla hanedan üyelerinin de buraya defnedilmesiyle burası, İstanbul'dan sonra en çok saray mensubunu barındıran ikinci hazire haline gelmiştir. Külliye, 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu alanının altı bileşeninden biridir.
Muradiye Camii: Osmanlı'nın Bursa'daki Son Padişah Camii
Külliyenin ana yapısı olan Muradiye Camii, Bursa'da Osmanlı padişahları adına inşa edilen camilerin sonuncusudur. Caminin giriş kapısı üzerindeki celî sülüs hatla yazılmış üç satırlık Arapça kitabeye göre, yapımına Hicri 828 (1425) yılında Recep ayında başlanmış ve Hicri 830 (1426) yılında Muharrem ayında tamamlanmıştır. Kitabede Sultan Murâd, Arap ve Acem'in sultanı, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olarak anılır. Caminin mimarı kesin olarak bilinmemektedir.
Yapı, zaviyeli camiler tipinde ve kanatlı camiler grubuna girer; art arda iki büyük kubbeli, geniş eyvanlı planıyla Orhan Gazi Camii'ni andırır. Önünde beş gözlü bir son cemaat yeri bulunur. Dış cephedeki taş ve tuğla işçiliği, kündekâri tekniğiyle yapılmış ahşap kapısı, iç mekânlardaki İznik çinileri ve Edirnekâri tavan süslemeleri sanat tarihi açısından büyük önem taşır. Son cemaat yerinin revak cephesi, tuğladan örülmüş geometrik desenler ve gök mavisi yıldız biçimli çinilerle bezenmiştir. Girişin sağında yer alan mavi çiniden iki yıldırım işareti, II. Murad'ın düşmanlarını yıldırım gibi çarpan bir hükümdar olduğunu simgeler.
Caminin Süslemeleri ve Mimari Detayları
Caminin giriş tavanı ve ana mekânın duvar altları lacivert altıgen çinilerle kaplıdır. Eyvan kemer ayaklarının her ikisinde celî sülüs hatla yazılmış besmele, batı eyvanının kıble duvarında ise Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir anlamındaki Bakara Suresi'nin 149. ayeti yer alır; bu yazıların hattatı Ömer Vasfı Efendi'dir. Mihrabın batısındaki duvarda 17. yüzyıl sonuna tarihlenen bir Kâbe örtüsü asılıdır.
Giriş holünün üzerinde, yerden yaklaşık altı buçuk metre yükseklikte bir asma kat bulunur; bu kata sağ eyvandan bir kapıyla çıkılır. İki minareli caminin minareleri beden duvarları üzerine inşa edilmiştir. Doğu minaresine giriş dışarıdan, batı minaresine ise asma kattan geçen bir yolla sağlanır. Girişteki ahşap kapı, çivi ve tutkal gibi bağlayıcı malzeme kullanılmadan, tamamen geçme tekniğiyle (kündekâri) yapılmıştır.
Külliyenin Diğer Yapıları: Medrese, İmaret ve Hamam
Caminin batısında, tipik bir erken dönem medresesi olan 16 hücreli yapı yer alır. 1951'de restore edilen medrese, uzun yıllar Verem Savaş Dispanseri olarak hizmet vermiş; günümüzde ise Kur'an ve El Yazmaları Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. Caminin yaklaşık 20 metre kuzeydoğusundaki imaret, moloz taştan inşa edilmiş ve oluklu kiremitle kaplanmıştır; bugün lokanta olarak hizmet verir. Oldukça sade bir yapı olan hamam ise soğukluk, ılıklık, iki halvet ve külhan bölümlerinden oluşur. 1523, 1634 ve 1742'de onarılan hamam, uzun yıllar depo olarak kullanıldıktan sonra günümüzde Engelli Merkezi'ne dönüştürülmüştür.
Türbeler: Hanedanın Sessiz Misafirleri
Külliye içinde II. Murad'ın tek başına yattığı türbe dışında; şehzadelere ait 4, sultan eşlerine ait 4 ve şehzade eşlerine ait 1 türbe bulunur. Bu türbelerde farklı tarihlerde 8 şehzade, 7 şehzade oğlu, 5 şehzade kızı, 2 sultan eşi ve 1 sultan kızı gömülmüştür. Ayrıca hanedan üyesi olmayan saray mensuplarının defnedildiği iki açık türbe de mevcuttur. Şehzade Mahmut Türbesi dışındaki tüm türbelerin güney duvarlarında mihrap nişi bulunur; türbelerin hiçbirinde mezar odası yoktur.
Külliyenin en büyük türbesi olan II. Murad Türbesi, 1451'de Edirne'de vefat eden sultan için oğlu II. Mehmet tarafından 1453'te yaptırılmıştır. Sultan, 1442'de kaybettiği büyük oğlu Alaaddin'in yakınına gömülmek istediği için cenazesi Edirne'den Bursa'ya getirilmiş ve vasiyeti gereği naaşı sanduka ya da lahit kullanılmadan doğrudan toprağa gömülmüştür. Türbesi de yine vasiyeti üzerine, üzerine yağmur yağması için üstü açık, hafızların Kur'an okuması için etrafı galerili olarak düzenlenmiştir. Sultan'ın vasiyeti gereği yanına hiçbir gömü yapılmamış; oğlu Şehzade Alaaddin ile kızları Fatma ve Hatice Sultanlara ait sandukalar, türbenin içinden geçilen sade bir odada yer alır. 2015'te tamamlanan restorasyon sırasında iç duvarlarda geç dönem barok ve Lale Devri'ne ait motifler tespit edilmiştir.
Külliyedeki türbeler arasında en zengin süslemeli olanı, bugün Cem Sultan Türbesi adıyla bilinen yapıdır. Aslında Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Şehzade Mustafa için 1479'da yaptırılmış; 1499'da Cem Sultan'ın cenazesinin buraya defnedilmesiyle bu isimle anılmaya başlanmıştır. Duvarlar yerden 2,35 metre yüksekliğe kadar firuze ve lacivert altıgen çinilerle kaplıdır; çinilerin çevreleri yaldızla stampalıdır. İçindeki dört mermer sandukada Şehzade Mustafa ve Cem Sultan'ın yanı sıra II. Bayezid'in oğulları Şehzade Abdullah ve Şehzade Alemşah yatmaktadır.
Depremler, Yangınlar ve Restorasyonlar
Muradiye Camii, yüzyıllar içinde pek çok doğal afet ve onarım geçirmiştir. 18. yüzyıl başlarındaki bir yangın sonucu mihrap hasar görmüş ve rokoko üslubunda yeniden yapılmıştır. Orijinal minber de bir yangında harap olmuş, yerine 1897'de yapılan yeni bir minber konmuştur. 1855 Bursa Depremi'nde caminin batı minaresi yıkılmış ve 1904'te yeniden inşa edilmiştir; doğu-batı kanatlarındaki birer pencere ise 20. yüzyıl başlarındaki onarım sırasında kapıya dönüştürülmüştür. Aynı depremde türbe kubbeleri ayrılmış, medresenin dershane ve duvarları zarar görmüş, bu yüzden külliye büyük bir onarım geçirmiştir.
2012'de başlatılan üç aşamalı kapsamlı bir restorasyon daha yapılmıştır. İlk aşamada 12 türbenin dış kubbelerinin kurşun kaplamaları yenilenmiş; ikinci aşamada röleve, restitüsyon ve restorasyon çalışmaları yürütülmüş; üçüncü aşamada ise fresk üstü alçılar kazınarak alttaki özgün fresk ve hattat yazıları ortaya çıkarılmıştır. 2013-2014 arasında Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarda caminin kurşun çatı örtüsünün bozuk kısımları yenilenmiş, iç ve dış cepheler çimentolardan arındırılmış, ana ve yan kubbelerdeki çatlaklar giderilmiş, cami içindeki 160 metrekarelik alan Horasan harcıyla sıvanmıştır. Restorasyon 2015'te tamamlanmış ve külliye ziyarete açılmıştır.
Bugün Muradiye Külliyesi, hem Osmanlı'nın erken dönem mimarisini hem de hanedanın hüzünlü hikâyelerini bir arada sunan, Bursa'nın en özel duraklarından biridir. Sultan II. Murad'ın üstü açık türbesi, onun mütevazı kişiliğini yüzyıllar sonrasına taşırken, çinili türbeler ve zarif cami, Osmanlı sanatının inceliklerini gözler önüne serer.
Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Bernard Gagnon, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı